
Medyada önümüze çıkan bazı kararlar bazen bazı kuralların önceliğini veya önemini vurgulamaktadır. Genellikle bu kararlar yüksek mahkeme kararları olmaktadır. Bu yazı yüksek mahkemelerin Türkiye’deki işlevini göstermeye çalışacaktır.
Adalet anlayışını daha da genişletmek ve bazı mağduriyetlerin oluşmaması adına tarihsel süreç içerisinde yerel mahkemelerin verdiği kararları inceleyen, yeni karar veren hatta mahkemeler arası uyuşmazlığı denetleyen mahkemeler ortaya çıkmıştır. Bu mahkemelerin ilk işlevleri aynı kalmasa da yüksek mahkemelere olan ihtiyacı göstermişlerdir. Peki, yüksek mahkemeler nedir, Türkiye’deki mahkemelerin işlevleri nelerdir ve bahsedilen bazı mahkemelere gerçekten ihtiyaç var mı?
Yüksek mahkemelerin genel amacı ilk derece mahkemelerinin kanuna uygun hareket edip etmediklerini denetlemekti. Ancak süreç içerisinde ihtiyaca göre mahkemeler kurulmuş ve bazen de mevcut olanların görevleri kısmen değişmiştir. Türkiye’ de bulunan yüksek mahkemeleri inceleyerek sorumuza cevap arayalım.
–
Yargıtay
Osmanlı’da 19.yy’a kadar yüksek mahkeme bulunmuyordu ve Yargıtay Sultan Abdülaziz’in iradesiyle kurulan bir yüksek mahkemeydi. Divan-ı Ahkâm-ı Adliye’nin (Yargıtay) kuruluş amacı iradede şöyle açıklanmıştır:
“Kişilerin hakları ve güvenlikleri açısından çok önemli olan hukuk işlerinin mülki işlerden ve yürütme ile görevli hükümetten ayrı bir düzene kavuşturulması, adalete değer veren padişahın büyük arzusu olarak belirtilmiştir”.
Yargıtay bir temyiz merciiydi. Yani Mahkemelerce verilen kararın kanun ve usul yönünden incelenmesini sağlayan yasal yol olması hasebiyle en üst mahkemeydi. Yargıtay kuruluşundan itibaren sadece adli davalara bakıyordu. Dolayısıyla adli ve idari yargı ayrımı mevcuttu. Ayrıca Yargıtay Yüce divan sıfatıyla görev de yapmıştır.
Yargıtay’ın yüce divan sıfatı kaldırılmıştır. Yargıtay içtihat oluşturmak ve kanunlarda verilen görevlerle davalara ilk ve son derece mahkemesi olarak bakmakla yükümlüdür. Yargıtay daireleri ilk derece mahkemelerinin verdiği kararların kanuna uygun bir şekilde verilip verilmediğini inceleyen makamdır.
–
Danıştay
Şuray-ı Devlet adıyla kurulan Danıştay 19.yy’da başlayan ıslahat girişimlerinin sonucunda kurulmuştur. Danıştay ilk kurulduğunda “Kavanin ve nizamat layihalarını tetkik ve tanzim, mesalihi mülkiyeyi tetkik, hükümet ile eşhas beyninde mütehaddis deaviyi rü’yet ve memurini devletin tahkik ahvaliyle, muhakemelerini icra…” yani “Kanunlar ve tasarıları incelemek ve kuvvetlendirmek, memuri işleri incelemek, hükümet ve bireyler arasında meydana gelebilecek uyuşmazkılkarı çözmek, memurların işlerindeki hataları araştırmak”görevini haizdi.
1961 Anayasası’nın 114.maddesi, “İdarenin hiçbir eylem ve işlemi yargı mercilerinin denetimi dışında bırakılamaz” hükmünü içermekteydi.
Şimdi 1982 Anayasası’nın 155. maddesine göre davalara ilk ve son derece mahkemesi olarak bakmasının yanı sıra idarenin eylem ve işlemlerinin hukuka uygunluğunu denetlemektedir. Yani Danıştay hem bir denetleme hem de bir yargılama makamıdır.
–
Uyuşmazlık Mahkemesi
Anayasanın öngördüğü yüksek mahkemelerden biridir. Yargı ayrılığı ilkesi gereği idari ve adli yargı arasında görev ve hüküm uyuşmazlıklarını çözen bir mahkemedir.
Uyuşmazlık mahkemesi görev ve hüküm uyuşmazlıklarını giderirken aynı zamanda Yargıtay ve Danıştay’ın verdiği kararları kaldırıp yeni hüküm kurabilen tek mahkemedir.
Anayasa’da yüksek mahkeme olarak öngörülmese de son karar mercii olarak öngörülen bazı kuruluşlar da yüksek mahkeme benzeri olarak görülmektedirler.
–
Sayıştay
1924 Teşkilatı Esasiye Kanunu’nun (Anayasa’nın) 100. maddesinde “Büyük Millet Meclisine merbut ve Devletin varidat ve masarifatını kanunu mahsusuna tevfikan murakabe ile mükellef bir Divanı Muhasebat müessestir.” Yani “TBMM’ye bağlı Devletin gelir ve giderlerini kanunlara göre denetleyen “hesap divanı/Sayıştay” kurulmuştur.” şeklinde yer etmiştir.
Pek tabii diğer mahkemelerde de olduğu üzere devletin gelir planlaması geliştikçe Divanı Muhasebenin de yetersizlikleri dolayısıyla 1961 Anayasası’nda Sayıştay ismiyle kurumun genişlemesi söz konusu olmuştur.
Ayrıca yüksek bir mahkeme gibi çalışmamasına rağmen bünyesinde hâkim barındırması ve bazı kararlar alması dolayısıyla bir nevi mahkeme sıfatını kazanmıştır. Hülaseten mahkeme sıfatı kazanmış olmasına rağmen bir mahkeme değildir.
–
Yüksek Seçim Kurulu
Yüksek seçim kurulu Türkiye’de çok partili hayata geçişten sonra oldu. İllerde ve ilçelerde seçim kurulları oluşturuldu ve bu Ankara merkezli bir teşkilata sahip oldu.
“Kurulun görevleri, seçimlerin başlamasından bitimine kadar, seçimin düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğüyle ilgili bütün işlemleri yapmak veya yaptırmak, seçim süresince ve seçimden sonra seçim konularıyla ilgili bütün yolsuzlukları, şikâyet ve itirazları incelemek ve kesin olarak karara bağlamak olarak belirlendi.”
YSK, yalnız seçimlerin genel yönetim ve denetimini yürüten bir kurul değil, Yargıtay ve Danıştay’ın kendi içlerinden çıkardıkları üyelerden oluşan, seçimlerin yargısal denetimini de sağlayan karma egemen üst yargı merci olarak kabul edildi.
–
Anayasa Mahkemesi
“…Türkiye’nin Kanunu Esâsîsi (Teşkilâtı Esâsiye Kanunu) dur… Her millette kanûnu esâsiye ruhan muhalif bir takım kanunlar vardır ki ya eskiden kalmış, yahut sonradan bilinmeyerek yapılmıştır. Bu gibi kanunların mevcudiyeti, kanûnu esâsînin bütün kanunlara ma’hez olması umdesini ihlâl etmez mi? Şüphesiz ki eder. Bir milletin kanunları arasında tenâkus bulunması, bilhassa, hususî kanunlarla kanûnu esâsî arasında hakikî tenâkusların mevcudiyeti anarşilerin en büyüğüdür… Bütün kanunların kanûnu esâsîye uygun olmasını nasıl temin etmeli?… Biz kanunları en karışık bir millet olduğumuz için, Türkiye’de de Amerika’da olduğu gibi bir (Yüce mahkeme) nin tesisine ihtiyaç var. Bu mahkeme, hem hususî kanunların teşkilâtı esâsîye kanununa muvafık olup olmadığını, hem de nizamnamelerin ve talimatların hususî kanunlara muvafakatini tedkik vazifesile mükellef olmalıdır.”
Anayasa mahkemesinin olması gerektiğini savunan Ziya Gökalp “küçük Mecmua” adlı dergide bunları yazmıştı.
Anayasa Mahkemesi ilke defa 1961 Anayasası’nda bahsedildi. İlk dönemde Anayasa Mahkemesinin görevleri kanunların, TBMM içtüzüğünün “şekil ve esas” bakımından incelemesini yapmak,Yüce Divan sıfatıyla anayasada sayılan kişileri yargılamak,siyasi partilerin kapatılma davalarına bakmak olarak sayılabilir.
1982’de yapılan değişiklikle Kanun Hükmünde Kararnamelerin de denetleneceği anayasaya eklendi. Ayrıca 2010 yılında fevkalade bir ekleme daha yapılarak bireysel başvuruya olanak sağlanmıştır. 2017’deki değişiklikte de Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin (KHK’lar kaldırıldığı için) şekil ve esas bakımından denetlenmesi Anayasa mahkemesinin bir görevi olmuştur.
–
Bölge Adliye Mahkemeleri (İstinaf)
İstinaf kelime anlamı olarak “burun, ön, uç” anlamına gelmektedir. Diğer bir anlamı bir işe yeniden başlamak demektir.
Bölge adliye mahkemeleri tarihsel olarak Osmanlı Devletinde Divan-ı Ahkâm-ı Adliye’nin kuruluşundan sonra yerel mahkemelerden çıkan kararları yeniden inceleyen bir kurum olarak karşımıza çıkar. 1926’da hâkim ve mahkeme yetersizliği nedeniyle İstinaf kaldırılmıştır.
İstinafın özelliği temyiz merciinin yapmadığı birkaç yapıda kendini gösterir. Öncelikle İstinaf, ilk derece mahkemesinin verdiği kararları hem maddi hem de hukuki anlamda inceleyen bir kurumdur. Aynı zamanda İstinaf mahkemesinde yeniden inceleme sırasında yeni olaylar ve deliller ileri sürülebilmektedir.
Temyizde amaç ilk derece mahkemesinin kararını bozmaktır ancak istinaf yeni bir karar verir. İstinaf nitelik itibariyle düzeltme yoludur. Bu yüzden esasa hükmedilir. Sonuçta amaç içtihat oluşturmak değildir.
İstinaf için birkaç aleyhte görüş mevcuttur. Bunlar kısaca duruşmaya tarafların katılabilmesine rağmen katılamaması, ilk derece mahkeme hâkimlerinin üst derece hâkimlerin varlığı dolayısıyla rehavete kapılması, davaların uzaması, yargıçlara itimadın azalmasıdır.
Bunlara rağmen İstinafın varlığı Yargıtay’ın yükünü azaltmasından ziyade hem dosyayı incelerken olayın tekrar incelenerek hükmün bozulması ve yerine hüküm verilmesidir. Maddi hatayı inceleyen bir mahkemenin bulunması zorunludur çünkü Yargıtay maddi açıdan da dosyayı incelemektedir ve Yargıtay’ın iş yükü artmaktadır. Şimdiye kadar İstinafın olmaması Yargıtay dairelerini artırmış ve içtihat ayrılığına sebebiyet vermiştir.
–
Sonuç
Ülkemizde mahkemeler bazen hukuk ve adaleti geliştirmek bazen de gelişen idare ve adalet yapısını sağlamlaştırmak adına yeni kurumlar kurmuş veya mevcut kurumların niteliğini değiştirmiştir. Nitekim adalet anlayışını geliştirecek tek yer bağımsız ve tarafsız bir hakemin olduğu kurumdur. Ancak yalnız bunun varlığı hukuki yanlışların ortadan kalkacağına işaret etmez. Hakemin bazı hatalarının denetlenebilir olması hakkaniyeti geliştirecektir ve genişleyen hukuk dünyasında yüksek mahkemelerin önemi su götürmez bir gerçek haline gelmiştir. Her ne kadar mahkemelerin görevlerinin işleyişi birbirinden farklı olsa da bu hem bireyi korumakta hem de adalet teşkilatını güçlendirmektedir. Son olarak, bazı mahkemelerin açılması iş yükünü azaltmak değil bazı mahkemelerin işlevini yitirmemesini, kurumun otoritesinin sarsılmamasını amaçlamaktadır.
–
Kaynakça
- https://www.anayasa.gov.tr/tr/mahkeme/tarihi/1/
- https://www.danistay.gov.tr/kurumsal-12-danistay-tarihcesi.html
- https://barandogan.av.tr/blog/medeni-hukuk/istinaf-ve-temyiz-nedir-hmk.html
- http://www.uyusmazlik.gov.tr/uyusmazlik-mahkemesinin-anayasal-konumu-ve-islevi
- https://www.yargitay.gov.tr/kategori/50/tarihce
- https://www.sayistay.gov.tr/tr/?p=2&CategoryId=120
- ACAR, Fatih (2008), Avrupa Birliğine Uyum Sürecinde Yargı Teşkilatında Yapılan Reformlar ve İstinaf Mahkemeleri, Yayınlanmamış Yüksek lisans Tezi, Kocaeli Üniversitesi, http://dspace.kocaeli.edu.tr:8080/xmlui/handle/11493/2198
- KABASAKAL, D.Fatih (2006), Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluşu ve Çalışma Usulleri, Yüksek lisans Tezi, Marmara Üniversitesi, https://katalog.marmara.edu.tr/eyayin/tez/T0052890.pdf
- EREM, Faruk (1950), İstinaf Mahkemeleri, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 7, http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/38/245/2173.pdf
[zombify_post]
0 Yorum