İstinaf konusunu derinlemesine işlemeden önce kanun yolunun ne olduğuna kısaca yer vermek isterim. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 8. kısmında yer alan kanun yolu bir mahkemenin kararına karşı yanlış olduğu gerekçesiyle başvurulan ve söz konusu kararın iptal edilmesi ve düzeltilmesi amacına yönelik bir başvuru yoludur.
Geniş anlamda kanun yolu mahkemeler tarafından verilen her türlü kararın bir başka mahkeme tarafından bir kez daha gözden geçirilmesini sağlayan denetim yolu dar anlamda kanun yolu ise mahkemelerin kesinleşmemiş nihai kararlarına karşı başvurulan ve bir üst mahkeme tarafından kararın denetlenmesini sağlayan başvuru yoludur. Geniş ve dar anlamda kanun yollarının dışında başka türlerde sınıflandırmalar da yapılmıştır. Bizim bu yazıda inceleyeceğimiz istinaf yolu dar anlamda kanun yolunun içerisinde yer almaktadır. Medeni Usul Hukuku kapsamında istinafı ve istinaf mahkemesi olan bölge adliye mahkemelerini kaleme almaya başlayalım.
–
İstinaf
Çekişmeli ve çekişmesiz yargıda ilk derece mahkemelerinin verdiği her türlü nihai kararlara karşı başvurulan bir kanun yoludur. Tanımla birlikte istinafa konu olan ve olmayan durumların incelemesini yapalım.
Geçici kararlar olarak nitelendirilebilecek ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz kararlarına karşı istinafa başvuru imkanı tanınırken ara kararlar istinafa karşı istinafa başvuru imkanı tanınmamıştır. Bunların yanı sıra malvarlığına ilişkin olmayan davalar bakımından ilk derece mahkemesinin her türlü nihai kararına karşı istinafa başvurulabilirken malvarlığına ilişkin davalarda ise 3560₺ geçmeyen mahkeme kararlarına karşı istinafa başvurulamaz. Ancak manevi tazminat davalarında verilen kararlara karşı, miktar veya değere bakılmaksızın istinaf yoluna başvurulabilir.
–
A. İstinafa Başvurabilecek Kişiler
Akla gelen ilk soru istinafa kimlerin başvurabileceğidir. Mahkemenin kararı aleyhine olan taraf ile karar lehine olan taraf da şayet kararın gerekçesi aleyhine ise kanun yoluna başvurabilir. Tarafların külli ve cüzi halefleri, cumhuriyet savcısı, ilgililer, her bir ihtiyari dava arkadaşı, birlikte hareket etmek kaydıyla mecburi dava arkadaşları, tarafla birlikte feri müdahil ve tek başına asli müdahil istinafa başvurabilir.
–
B. Başvuru Sebepleri
Başvuru sebepleri istinafa gitme bakımından önemli bir konudur. İstinaf sebepleri maddi hukuk kurallarına aykırılık, usul kurallarına aykırılık ve maddi sorun hakkında yanlış sonuca varılması olmak üzere 3 kısımdır.
Maddi hukuk kurallarına aykırılık somut olayda uygulanması gereken maddi hukuk kuralının hiç uygulanmaması veya yanlış uygulanması şeklinde ortaya çıkabilir.
Usul kurallarına aykırılık ilk derece mahkemesinin kararını etkileyen usuli hatalar ve eksiklikler bulunması anlamına gelir. Usul kuralları da mutlak ve nispi istinaf sebepleri olmak üzere 2 kısma ayrılır. Mutlak istinaf sebepleri ilk derece mahkemesinin hükmünü etkileyip etkilemediğine bakılmaksızın, bölge adliye mahkemesince re’sen dikkate alınması gereken önemli ve ağır usul hatalarıdır. Mutlak istinaf sebepleri de mahkemeye ve taraflara ilişkin sebepler olmak üzere ayrı başlıklarda incelenebilir. Mahkemeye ilişkin mutlak istinaf sebepleri mahkemeye ilişkin dava şartlarının ihlal edilmesidir. Taraflara ilişkin mutlak istinaf sebepleri taraflara ilişkin dava şartlarının eksik olmasıdır. Dava konusuna ilişkin olarak davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmaması, aynı dava hakkında daha önce verilmiş kesin hüküm bulunması, gider avansının yatırılmaması örnek olarak verilebilir. Bunlar dışında kalan ağır yargılama hataları ise diğer mutlak istinaf sebepleridir. Mutlak istinaf sebeplerini farklı kılan sonuçlarından biri bu sebeplerden birinin var olduğunu tespit eden bölge adliye mahkemesinin davanın esası hakkında bizzat karar verememesidir. Bu durumda İlk derece mahkemesinin kararı kaldırılarak, dosya kararı veren mahkemeye veya görevli ve yetkili mahkemeye gönderilir.
Mutlak istinaf sebepleri dışında kalan usule aykırılıklar ise nispi istinaf sebebidir. Bu tür usul hatalarından dolayı ilk derece mahkemesi kararını değiştirebilmesi için söz konusu usuli hatanın mahkemenin kararını etkilemiş olması ve bu illiyet bağının istinaf sebepleri arasında gösterilerek ve gerekçelendirilerek ortaya konulması gereklidir. Nispi istinaf sebeplerinin önemli sonucu ise mutlak istinaf sebepleri dışında kalan, yargılama hatası, maddi hukuka aykırılık ve vakıa tespitlerine ilişkin hataların tespit edilmesi halinde, bölge adliye mahkemesi dosyayı ilk derece mahkemesine göndermeyip, bizzat tahkikatı tamamlayarak davanın esası hakkında karar vermelidir.
–
C. İstinaf Başvurusu ve İncelenmesi
Başvuru sebeplerinin mevcudiyeti halinde istinafa başvuru yapılmalıdır. Fakat nasıl? Başvuruyu yaptık diyelim peki ya süreç?
İstinaf incelemesi; dilekçelerin teatisi, ön inceleme, inceleme, sözlü yargılama ve karar olmak üzere 5 aşamadan oluşur. Dilekçelerin teatisi aşaması ilk derece mahkemesi önünde gerçekleşir. Bölge adliye mahkemesi öncelikle ön inceleme aşamasında esas itibariyle şekli olarak istinaf koşullarını inceler. Asıl inceleme de şartları varsa dosya üzerinden veya gerekirse duruşmalı olarak yapılır. Önemli bir nokta bölge adliye mahkemeleri için yetki sözleşmesi yapılamamasıdır. Ancak ilk derece mahkemesinin yetkisine dair yapılan sözleşme dolaylı olarak Bölge Adliye Mahkemesini de etkilemektedir.
–
C.1. Başvuru ŞekliBaşvuran ile karşı tarafın bilgileri, kanuni temsilci ve vekillerin bilgiler, karar ile alakalı tarih sayı ve mahkeme bilgileri, kararın özeti, başvuru sebepleri ve gerekçesi, talep sonucu ve başvuranın veya temsilcisinin imzasının yer aldığı dilekçe ile başvurulur. İstinaf dilekçesi başvuranın kimliği imzası ve başvurulan kararı içermekteyse geçerlidir. Ancak başvuru sebepleri ve gerekçesi gösterilmemişse yalnızca kamu düzenine aykırılıklar sebebi ile istinaf incelemesi yapılabilir. İlk derece mahkemesinde de yer aldığı gibi istinaf dilekçesi ile birlikte, istinafa başvuru harcı ve tebliğ giderleri de dahil olmak üzere tüm giderlerin yatırılması gerekir. Başvuru dilekçesinin verilmesi ile birlikte istinaf dilekçesi, kararı veren mahkemece karşı tarafa tebliğ olunur. Karşı taraf, tebliğden itibaren 2 hafta içinde cevap dilekçesini kararı veren mahkemeye veya ilgili mahkemeye gönderilmek üzere başka bir mahkemeye verebilir.
–
C.2. Başvuru SüresiMedeni Usul Hukuku bakımından olmazsa olmaz süreler tabi ki istinafta da karşımıza çıkmakta. İstinaf başvuru süresi 2 haftadır. İstinaf süresini geçiren taraf, elde olmayan sebeplerle süreyi geçirdiğini ispat ederek eski hale getirme yoluna başvurabileceği gibi katılma yoluyla istinaf başvurusu da yapabilir.
İstinaf dilekçesi, kanuni süre geçtikten sonra verilir veya kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme istinaf dilekçesinin reddine karar verir. Bu durumda başvuru kesin bir karara karşı yapılmışsa, başvuru süresi geçtikten sonra yapılmışsa istinaf dilekçesinin reddi kararına karşı; harç ve giderler eksik yatırılmışsa başvurunun yapılmamış sayılmasına karşı 1 hafta içinde istinaf yoluna başvurulabilir.
–
C.3. Katılma Yoluyla İstinafBaşvuru Şekli başlığı altında katılma yoluna kavram olarak yer vermiştik. Katılma yoluyla istinafta, başvuru hakkı bulunmayan veya başvuru süresini geçirmiş olan taraf, diğer tarafın istinafa başvurması halinde vereceği cevap dilekçesi ile istinafa başvurabilir.
–
C.4. İstinaf Başvurusunun İcraya EtkisiKural olarak istinafa başvurulması, ilk derece mahkemesi kararının icrasını durdurmaz. Fakat kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine getirilemez. Bu tür kararlar en erken, taraflarca istinafa başvurulmaması halinde, 2 haftalık istinaf süresinin sona ermesiyle icra edilebilirler.
–
C.5. İstinafa Başvuru Hakkından FeragatTaraflar, ilamın kendilerine tebliğinden önce, istinaf yoluna başvurma hakkından feragat edemez. Feragat tarafın mahkemeye yönelteceği tek taraflı ve açık bir beyanla gerçekleşir. Feragatin sonuç doğurabilmesi için karşı tarafın veya mahkemenin rızası aranmaz. İstinafa başvuru hakkından feragat ile davadan feragat birbirinden farklıdır. Davadan feragat, tarafın dava üzerindeki tasarruf yetkisi ile ilgilidir. Kanun yolundan feragat ise tarafların dava üzerindeki tasarruf yetkisinin bir sonucudur. Davadan feragati sadece davacı yapabilirken, kanun yoluna başvurudan hem davacı hem davalı tarafından yapılabilir. Davadan feragatte her halde esasa ilişkin sonuçlar doğururken kanun yoluna başvurudan feragat, öncelikli usuli sonuçlar doğurur ve kararın şekli anlamda kesinleşmesine neden olur.
–
D. Ön İnceleme
Ön incelemede, istinaf başvurusunun esası hakkında inceleme yapılmasını ve karar verilmesini engelleyen usuli bir eksiklik olup olmadığı incelenir. Bölge Adliye Mahkemesi, ön incelemede tarafların talepleri ile bağlı olmayıp, esas hakkında inceleme yapılmasını engelleyen bir eksiklik olup olmadığını re’sen inceler. Ön inceleme başka bir daire veya bölge adliye mahkemesinin yetkili olması durumunda da re’sen gönderme kararı verilir.
Ön inceleme aşamasında yapılan değerlendirme neticesinde, kararın kesin olması, süresi geçtikten sonra yapılması hallerinde istinaf başvurusunun reddi kararı verilir. Başvuru şartları yerine getirilmemişse başvuru yapılmamış sayılır. İstinaf sebeplerinin hiçbiri gösterilmemişse istinaf başvurusu esastan reddedilir. Herhangi bir usuli eksiklik tespit edlmediği takdirde esastan incelemeye geçilmektedir.
–
E. İnceleme (Tahkikat)
İlk derece mahkemesinin kararını etkileyen bir usul hatası bulunup bulunmadığı, maddi hukuk normlarının doğru uygulanıp uygulanmadığı, ilk derece mahkemesinin vakıa tespitlerinin tam ve doğru olup olmadığı incelenerek hata veya eksiklik olması durumunda bunların düzeltilmesi için gerekli tahkikat işlemi yürütülür.
İstinafın temyizden en önemli farkı ilk derece mahkemesinin vakıa ve tespitlerinin doğru olup olmadığını inceleyebilmesi ve gerektiğinde bizzat tahkikatı tamamlayarak davanın esası hakkında karar verebilmesidir. Yazılı ve basit yargılama usulü bakımından istinaf incelemesinde herhangi bir farklılık ortaya çıkmamaktadır. Bölge Adliye Mahkemesi’nde ilk derece mahkemesinde geçerli olan yargılama usulü uygulanacaktır.
Bölge Adliye Mahkemesinde aşağıda sayılan hususlar gerçekleştirilemez:
- Karşı dava açılamaz.
- Davaya müdahale talebinde bulunulamaz.
- Davanın ıslahı ve davaların birleştirilmesi istenemez.
İstinaf incelemesi sırasında davacı ıslah yoluyla yeni vakıa getiremeyeceği gibi talep sonucunu da artıramaz (karşı tarafın açık rızası ile mümkün) Davalı ise ilk derece yargılamasında ileri sürmediği defilerini ve itirazlarını ıslah yolu ile istinaf aşamasında ileri süremez.
Sonradan ortaya çıkan vakıaların, karşı tarafın rızası aranmaksızın istinaf incelemesinde dahi ileri sürülebilmesi mümkündür.
- Bölge adliye mahkemesince resen göz önünde tutulacaklar dışında, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenemez,
- Yeni delillere dayanılamaz.
Mücbir bir sebeple gösterilmesine olanak bulunmayan deliller, bölge adliye mahkemesince incelenebilir.
İddia ve savunmaların değiştirilmesi yasağı tarafların itirazı olmasa dahi istinaf mahkemesince re’sen incelenir
HMK m. 353/I/a uyarınca aşağıdaki durumlarda bölge adliye mahkemesi, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verir:
- Davaya bakması yasak olan hâkimin karar vermiş olması.
- İleri sürülen haklı ret talebine rağmen hâkimin davaya bakmış olması.
- Mahkemenin görevli ve yetkili olmasına rağmen görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermiş olması veya mahkemenin görevli ya da yetkili olmamasına rağmen davaya bakmış bulunması
- Diğer dava şartlarına aykırılık bulunması.
- Mahkemece usule aykırı olarak davanın veya karşı davanın açılmamış sayılmasına, davaların birleştirilmesine veya ayrılmasına, karar verilmiş olması.
- Mahkemece, tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması.
İlk derece yargılamasında delillerin delillerin hiç incelenmemesi değil de eksik incelenmesi halinde, eksikliği gidermesi gereken bölge adliye mahkemesidir
HMK m. 353/I/b uyarınca aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak;
- İncelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı takdirde başvurunun esastan reddine,
- Yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra yeniden esas hakkında karar verilir.
Bu haller gerçekleşmemişse inceleme duruşmalı olarak yapılır.
Taraflar usulüne uygun olarak davet edilmelerine rağmen duruşmaya gelmezlerse, tahkikat yokluklarında yapılarak karar verilebilir.
–
F. Sözlü Yargılama
Bölge Adliye Mahkemesi’nin davanın esası hakkında karar verebileceği hallerde, bu ancak sözlü yargılama ile gerçekleşir. Taraflar davetiyede belirtilen günde duruşmada hazır bulunmazlarsa, yokluklarında hüküm verilir.
–
G. Karar
Gelelim son olarak bölge adliye mahkemesince verilecek karara ve sonuçlarına.
Mahkeme sözlü yargılamada taraflara son sözlerini sorduktan sonra hükmünü tefhim eder. Hükmün tefhimi, hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur.
Bölge adliye mahkemesinin vereceği kararlar üç kısımdan oluşur. Birinci kısım dava dosyasına giren vakıa unsurlarıdır. İkincisi gerekçe kısmı olup istinafça yapılan değerlendirmeyi içerir. Üçüncüsü ise taraflarca mahkemeye yöneltilmiş her bir talep hakkında mahkemenin vardığı sonucu gösterir.
Bölge adliye mahkemesi ilk derece mahkemesinin kararını usul ve esas yönünden hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunu esastan reddeder.
Ağır usul hatalarından biri gerçekleşmişse ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ve dosyanın gönderilmesi kararı verir.
İstinaf başvurusunun esastan haklı bulunması durumunda Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ile davanın kısmen veya tamamen kabulü ya da davanın reddi kararı verebilir. Başvuruyu haklı bulan Bölge Adliye Mahkemesi davanın esası hakkında kararı bizzat vermelidir.
Karar bakımından önemli huşulardan biri de taraflardan sadece biri istinafa başvurmuşsa, ilk derece mahkemesinin kararı, istinaf talebinde bulunan tarafın aleyhine değiştirilememesidir.
Kaynakça
- Atalı, Murat – Ermenek, İbrahim – Erdoğan, Ersin. Medeni Usul Hukuku. Ankara: Yetkin Yayınları, 2018.
- Pekcanıtez, Hakan – Atalay, Oğuz – Özekes, Muhammet. Medeni Usul Hukuku. İstanbul: On İki Levha Yayınları, 2019.
[zombify_post]
0 Yorum