Hack Bir Hak Mıdır?

Bilişim yoluyla işlenen suçların yanı sıra, bilişimin devlet erkleri tarafından bir hak ihlali aracına dönüştürülmesine de çok kez tanık oluyoruz.5 min


32

Hack eylemi, şahsa veya çeşitli kurum ve kuruluşlara ait bilgisayarlara ve ağlara izinsiz/yetkisiz olarak giriş yapılması olarak tanımlanır. Bilgi ve bilgisayar korsanlığı gibi tabirlerle de anılmaktadır.

Herkesin malumu olarak, çağımız Philipp Dick, William Gibson gibi öngörülü yazarları bile kıskandıracak bir dijital dönüşüm sürecinin içersindedir. Bu dönüşüm süreç içerisinde bir savaş ve rekabet alanına dönüşmüştür çünkü network ekonomisi, küresel ekonominin ta kendisi haline gelmiştir. Kişisel veriler de bu savaştan nasibini almaktadır.

Jon Arquilla ve David Ronfeldt’in araştırmalarına göre, siber savaşın tarafları arasında devletler ve şirketler başta olmak üzere, küresel terörist gruplar, mafya ve internet üzerindeki muhalif gruplar, aktivistler/hacktivistler bulunmaktadır. Dolayısıyla çok katmanlı bir kaosun içersinde olduğumuz söylenebilir.
Bilişim yoluyla işlenen suçların yanı sıra, bilişimin devlet erkleri tarafından da bir hak ihlali aracına dönüştürülmesine de çok kez tanık oluyoruz. 

Türkiye’de “internetime dokunma” eylemleri, 2011 yılında sahte suç delilleri ve cep telefonu izlemeleri sonucu meydana gelen “occupy(işgal)” eylemleri, wikileaks belgeleri, trapwire yöntemi ile legal protestolara katılan insanları dahi fişlemeyi amaçlayan gözetleme ve fişleme sistemleri ve daha nicesi bu ihlallere örnek teşkil etmektedir.
Bu olaylar süresince uluslararası düzeyde Anonymous, Türkiye’de de Redhack gibi ünlü hacker grupları yaptıkları hacker aktivistliği ile gündeme gelmişlerdir. Bu minval ve türevdeki hackerların etik anlayışlarının ortak noktasını “bilgi kamuya aittir, kamu malıdır ve özgür olmalıdır.” söylemi oluşturmaktadır.
Bu noktada Aaron Swartz’a değinilmelidir. Kendisi önce dava dosyalarına erişim sitesi olan PACER isimli dijital belge sisteminden milyonlarca doküman indirip, halkın kullanımına sunmuş; ardından da MIT’nin veritabanına erişerek bilimsel bilgiyi kamulaştırmıştır.

Benzer şekilde, ABD’de SOPA (Stop Online Piracy Act – Çevrimiçi Korsanlığı Durdur) isimli bir yasa büyük tartışma yaratmıştır. Eğer yasa kabul edilseydi, ABD hükümeti istediği internet sitesine erişim yasağı getirebilecekti. Bu yasağa karşı da hackerlar yine aynı sloganla ortaya çıkmışlardır.

Chelsea Manning vakası olarak tarihe geçen Bradley Manning isimli kıdemli er, ABD’nin Irak operasyonundaki hava saldırısı görüntülerini Wikileaks’e sızdırmıştır. Bu sayede ABD’nin sivilleri hedef aldığı ispat edilmiştir. Manning, mahkemeye çıkarıldığında yine bilginin kamuya ait olduğunu, dolayısıyla bedava sunulması gerektiğini söylemiştir.
Ayrıca en son skandallardan birisi de Edward Snowden’ın Amerikan Ulusal Güvenlik İdaresi’ne ait istihbarat bilgilerini internet üzerinden sızdırması olmuştur.
Bütün bu vakalar, hukukçuları bilgi edinme hakkı, kamu yararı, bilişim suçları gibi etiğin, hukukun ve bilimin interdisipliner alanlarını yeniden sorgulamaya sevk etmektedir.

Bilgi edinme hakkı, “bireylerin devlet kurum ve kuruluşlarının görevlerinden dolayı sahip oldukları bilgilere ulaşabilme hakkı” şeklinde tanımlanır. Herkes bu haktan yararlanabilir. Fakat her hakta olduğu gibi, bu hak da belirli koşullar için sınırlandırılmıştır: Milli güvenliği ilgilendiren, devlet sırrı sayılan bilgilerle adli  ve idari soruşturmalara ilişkin  bilgiler, ticari sırlar, özel hayata ilişkin bilgiler başvuranlara verilmez.
Ancak uygulamada, ülkemizde ve dünyada bu hakkın ihlal edildiği görülmektedir. Hakkın sınırlandırılma mekanizmaları keyfi bir biçimde genişletilmektedir. 

Bunun yanısıra, Aaron Swartz vakasında olduğu gibi, fikri mülkiyet, korsan yasağı ve bilgiye erişim hakkı gibi hak ve özgürlüklerin çatışması söz konusudur. Şirketler telif haklarını ellerinde tutmakta, erişimi ücretlendirerek devasa paralar kazanmaktadırlar. Ve bunlar bütünüyle hukuka uygun düzenlemelerle kayıt altına alınmıştır. 

Diğer yandan, bu bilgileri kamu yararına olacak şekilde ücretsiz erişime açmayı gaye edinen ve korsan yasağını, hackerların kendi deyimleriyle devletin ve şirketlerin “sansürünü” bilişim yoluyla delen hack eylemi söz konusudur.
Bu bağlamda öncelikle, ideolojik bir temelde karar verilmesi gereken bir husus vardır: Bilgi kamuya ait/ kolektif midir? Yoksa özel mülkiyet midir?

Değinilmesi gereken, bir başka husus ise şudur: Bu gibi fiillerde, devletin hangi suç kapsamında soruşturma ve kovuşturmaya başvuracağı konusu tartışmalıdır.
TCK madde 243’teki bilişim sistemine girme suçu, bir bilişim sisteminde bulunan verilere uzaktan bağlanmak suretiyle veya bizzat elektronik sisteme fiziki yakınlık yoluyla erişme eylemine denir. Bunun yanısıra, madde 244 kapsamında bir seçimlik suç olarak, bilişim sistemini engelleme, bozma, erişilmez kılma, verileri yok etme veya değiştirme suçu vardır. Hacker’ların eylemleri çoğunlukla bu ikisine dahildir.
Bu maddelerin netliğine rağmen, Türk mahkemeleri Redhack vakasında, cebir ve şiddet söz konusu olmamasına rağmen, Redhack’e terör suçlarını isnat etmiştir. Redhack vakası bir tarafa; gündeme göre çeşitli uluslararası/etnik topluluklara ait siteleri ve porno sitelerini, saldırı amaçlı veya Türk ahlaki ve milli değerlerine aykırı oldukları gerekçesiyle hackleyen “Ayyıldız Team”, “Cyber Warrior” gibi hacker gruplarına dönemin hükümeti tarafından plaket verilmiştir.

Diğer yandan Aaron Swartz gibi bilginin paylaşılması ve türevi vaka ve davalarda, isnat edilen suçlar arasında, bilişim suretiyle hırsızlık suçu da vardır. Böylece, bilginin kamulaştırılması, bir kişinin kredi kartı/kimlik bilgilerine ulaşılıp hesabından rızası dışında para aktarımı yapılması gibi suçlarla eşdeğer tutulmuştur. Bu olgunun yanısıra, somut vaka örnekleri, hırsızlık suçunun tipikliğine de uymamaktadır. Hırsızlık suçu, başkasının zilyedi olduğu taşınır bir malı zilyedin rızası olmadığı halde, yarar sağlamak amacıyla bulunduğu yerden alınmasıyla meydana gelir.

Söz konusu fiillerde bir kişisel çıkar veya bireysel kalkınma amacı yoktur. Bilakis, suç olduğu iddia edilen fiilin işlenmesinden dolayı elde edilen bir kamu yararı vardır. 

İşbu sebepler,  hukukun “adalete yönelmiş bir toplumsal yaşam düzeni” olduğu şeklindeki tanımını sorgulatmaktadır. Buna alternatif bir tanım olarak, hukukun, egemenleri korumak için üretilmiş regulatif bir kurallar bütünü olduğunu savunan görüşler mevcuttur. Bilişim ve hack meselesi, hukuk felsefesi ve etiğindeki en temel tartışmaları dahi gündeme getirebilecek bir konudur.
Verilerin korunması konusunda bir başka endişe ise, en yüksek güvenlik duvarlarına sahip olan emniyete, bakanlıklara, istihbarat birimlerine ait internet sitelerine hackerların erişebilmesidir. Dolayısıyla akıllarda, e devlet gibi mühim kişisel verilerin bulunduğu sitelerin güvenliği konusunda soru işaretleri uyanmaktadır.
Bu bağlamda, özellikle devlet ve şirketlerde değerlendirmeye, erişime ve denetimlere kapalılık devam ettiği sürece, teknolojinin gelişmesi ile birlikte dönüşen yeni kamusal alanda sivil toplumun bu yöndeki talepleri artarak devam edecek, karşılık bulmadığı takdirde de bilgi paylaşmayan ve denetim kabul etmeyen otorite, daha fazla sayıda hacker saldırısına maruz kalacaktır.

Kaynakça: 

C. Akça Ataç, “Ama Bilmediğiniz Çok Şey Var!” /Doğu Batı, sayı 69, sf 295-304

https://www.bilgi.edu.tr/tr/haber/2429/bilgi-edinme-hakkinin-kullanilmasi-ve-uygulamadan-ornekler-1/ Bilgi Üniversitesi/ Bilgi Edinme Hakkının Kullanılması ve Uygulamadan Örnekler
Gerilla Açık Erişim Manifestosu yazısı
Red Belgeseli

 

[zombify_post]


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

32

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.