Ayasofya’nın Statüsü ve Yetkide ve Usulde Paralellik İlkesi

Ayasofya Müzesi'nin cami olarak açılması tartışmalarını idare hukuku açısından değerlendirdik.4 min


74
79 Paylaşım, 74 Beğeni

İdare hukuku, 1789 Fransız İhtilali’nden sonra devletin sınırlandırılması amacıyla ortaya çıkmış olan bir hukuk dalıdır. Fransa’da 13 Aralık 1799 Anayasası ile “Conseil d’État” (Danıştay) kurulmuş ve birey ile idare arasındaki uyuşmazlıkları çözmekle yetkilendirilmiştir. Türkiye’de ise bu nitelikteki kurum 1868 yılında “Şurayı Devlet” adıyla kurulmuş, 1922’de kaldırılmış ve 1924 Kanun-i Esasî ile yeniden kurulmuştur. 1961 Anayasası ile “Danıştay” adını alan kurum 1982 Anayasası ile de devam ettirilmiştir (Gözler, s.44).

Tarihlerden de anlaşılacağı üzere idare hukuku diğer hukuk dallarına göre çok daha yeni bir hukuk dalıdır. İdare hukukunun yeni bir dal olması ve Kanun Koyucu’nun idarenin takdir yetkisini tam manası ile kısıtlamaktan kaçınması sebebiyle bu alanda “İdare Kanunu” adında ve niteliğinde bir kanun bulunmamaktadır. Keza bu alanın en önemli prensiplerinden bir tanesi de “idarenin yetkisizliği ilkesi” olmasından yani idarenin kendisine kanunda bir yetki tanınmadıkça idarenin bu konuda yetkisiz olmasından dolayı bu alanın daha somut bir kanun ile düzenlenilmesinden kaçınılmaktadır.

Her ne kadar Anayasa’da ve diğer bazı kanunlarda birtakım hükümler olsa da bunlar yeterli olmamaktadır. İdare mahkemelerinin kararları ise daha önceki davalarda verilen kararlara ve Danıştay içtihatlarına göre şekil almaktadır. İşte bu içtihatlar ile kavramların tanımları ve açıklamaları yapılmakta ve idare hukukunun ilkeleri belirlenmektedir. “Yetkide ve usulde paralellik ilkesi” de yargı içtihatları ile belirlenen idare hukuku prensiplerinden bir tanesidir. Bu ilke, Anayasa’da veya başkaca bir kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde, İdare tarafından belirli bir usule uyularak yapılan bir idari işlemin yine aynı usule uyularak geri alınabileceği veya değiştirilebileceği anlamına gelmektedir (Sar, Cakiroglu, Ozdogan, s. 3).

İdare hukukunda geçerli olan yetkide ve usulde paralellik ilkesi aslında Türkiye’nin gündeminde önemli bir yer kaplayan İstanbul’un fethinin bir sembolü olan “Ayasofya” konusu ile de ilgilidir. Bilindiği üzere Ayasofya Camii, 24 Kasım 1934 tarihinde alınan Bakanlar Kurulu kararı ile müzeye dönüştürülmüştü. Ancak bu tarihten itibaren Ayasofya’nın yeniden ibadete açılması konusu hep tartışıldı; hatta çeşitli sivil toplum kuruluşları bu Ayasofya’nın ibadete açılması konusunda halktan imzalar topladı, eylemler ve protestolar yaptı.

Sürekli Vakıflar Tarihi Eserler ve Çevreye Hizmet Derneği, Bakanlar Kurulu’nca alınacak bir karar ile Ayasofya Camii’nin müzeye çevrilmesini ilişkin 24 Kasım 1934 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı’nın kaldırılarak, “ülke çıkarlarının gerektirmesi halinde müze vasfı korunarak söz konusu caminin ibadet açılmasına yönelik bir düzenleme yapılması” istemiyle Başbakanlık’a başvurdu. Başbakanlık bu isteme cevap vermedi. Dernek bunun üzerine 1934 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı’nın iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle Danıştay’da iptal davası açtı. Danıştay 10. Dairesi, davanın durumu ve uyuşmazlığın niteliğine göre İdari Yargılama Kanunu’nda öngörülen koşulların bu aşamada gerçekleşmediği gerekçesiyle yürütmenin durdurulması istemini bire karşı 4 üyenin oyuyla reddetti. Davayı açan Sürekli Vakıflar Tarihi Eserlere ve Çevreye Hizmet Derneği, Danıştay’ın bu kararına itiraz etmesi sebebiyle konu Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’na getirildi ve Danıştay kararı 10 Aralık 2012 tarihinde onandı ve karar kesinleşti. Dernek bu karardan sonra da mücadelesini sürdürdü. Dava, dernek tarafından bireysel başvuru yolu Anayasa Mahkemesi’ne taşındı. Ancak Yüksek Mahkeme, “yetkisizlik” kararı verdi. Davacı dernek yeni bir iddia ile Danıştay 10. Dairesi’ne yeniden başvurdu. Derneğin iddiasına göre, Bakanlar Kurulu kararına Atatürk tarafından imza atılmamış, onun imzası daha sonradan taklit edilmişti. Bunu daha önce Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu, söz konusu Bakanlar Kurulu kararının Resmi Gazete’de yayınlanmadığını, tarih ve sayı numaralarının bulunmadığını, Mustafa Kemal’in kararnameden sonra “Atatürk” unvanını aldığını ancak kararnamede “K. Atatürk” imzasının bulunduğu iddialarıyla ifade etmişti. Danıştay 10. Dairesi ise 2 Temmuz 2020 tarihinde bu hususun konuşulması için oturum açtı.

Az önce de ifade edildiği üzere idare hukukunun yetkide ve şekilde paralellik ilkesi gereğince bir idari işlemi yapan idare, o idari işlemi aynı usul esaslarına uyarak geri almaya ve değiştirmeye de yetkilidir. Yetki kavramı ise kanunun bir işlemin yapılması hususunda belirli bir makama izin vermesi, hak tanımasıdır.. Ayasofya Camii’nin müzeye çevrilmesi kararı bu yetkiyi haiz olan Bakanlar Kurulu’nca verilmiştir. Bakanlar Kurulu’nun bu işlemi idari işlem olarak nitelendirilir.

Bu karar başkaca bir işleme gerek kalmaksızın yine Bakanlar Kurulu tarafından kaldırılabilirdi. Ancak 2017 yılında Anayasa değişikliği için yapılan referandum sonucunda “Bakanlar Kurulu” kaldırılmıştır. Anayasa’da “Bakanlar Kurulu” ibareleri kaldırılmış ve “cumhurbaşkanı” ibaresi getirilmiştir. Dolayısıyla Bakanlar Kurulu yetkileri cumhurbaşkanına aktarılmıştır. Bu değişiklikten hareketle, cumhurbaşkanı, 2017 referandumundan önce Bakanlar Kurulu tarafından alınan bir kararı geri almaya ve değiştirmeye yetkilidir. İdari yargıda açılan iptal davaları, idarenin hukuk çizgisinin dışına çıkmamasını sağlayan, çıktığı takdirde de idari işlemin iptali ve tam yargı davası ile çeşitli yaptırımlar getiren bir dava türüdür. İptal davası, İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinde “idarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı” açılan bir dava olarak tanımlanmıştır. Keza Sürekli Vakıflar Tarihi Eserler ve Çevreye Hizmet Derneği de “maksat” unsuruna dayanarak söz konusu davayı açmıştır. Bir idari işlemin maksadının kamu yararı olması gerekmektedir. Ancak kamu yararı kavramının hukuken çok soyut olmasından kaynaklı olarak bu konuda verilecek karar Mahkeme’nin “kamu yararı” anlayışını da gözler önüne serecektir.

Sonuç olarak, bunlara hiç gerek kalmaksızın idarenin kendi takdir yetkisini kullanma imkanı da bulunmaktadır. Ayasofya Camii’nin müzeye dönüştürülmesi hususundaki Bakanlar Kurulu yetkileri kendisine aktarılan Cumhurbaşkanı tarafından çıkartılacak olan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile geri alınabilir ve Ayasofya’dan “müze” ibaresi kaldırılıp yeniden “Camii” ibaresi eklenip, ibadete açılabilir. Yani Ayasofya’nın ibadete açılabilmesi için Danıştay 10. Dairesi tarafından verilecek iptal kararının beklenilmesine gerek bulunmamakta bunun için zaten yetkide ve usulde paralellik ilkesince idarenin takdir yetkisi bulunmaktadır.

Kaynakça

  • Gözler, Kemal. İdare Hukuku Cilt I. Bursa: Ekin Kitabevi, 2003.
  • Sar, Enes – Çakıroğlu, Berivan – Özdoğan, Emre. “Türk İdare Hukuku’nda Yetki ve Usulde Parallellik İlkesi”. GSI Articletter 20 (Kış 2019): 115-128.

Ayasofya Camii


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

74
79 Paylaşım, 74 Beğeni

Sizin Tepkiniz Nedir?

lol lol
1
lol
omg omg
4
omg
fail fail
2
fail
love love
19
love

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Bir format seç
Kişisel Test
Kişisel bir şey ortaya koymayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar verme ya da görüş belirleme/oy verme
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Liste
Klasik İnternet Listeleri
Geri Sayım Listesi
Klasik İnternet Geri Sayım Listeleri
Video
Youtube and Vimeo Embeds
Ses
Soundcloud veya Mixcloud İçerikleri